top of page
  • Neka Legal Avukatlık Bürosu

Anonim Şirketlerde İç Yönerge İle Yetki Devri

İç yönerge, hukuk sistemimize 2012 yılının Temmuz ayında yürürlüğe giren Türk Ticaret Kanunu’nda ile kazandırılmış olup, yönetim kurulunun devredilemez yetkileri dışında kalan yetkilerinin devredilmesine imkân veren bir düzenlemedir.

Türk Ticaret Kanunu’nun 367. maddesi yönetim kurulunun “yönetim yetkisinin” kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişilere devrinden bahsetmekte ve bu devrin iç yönerge ile yapılması öngörmektedir.


Bunun yapılabilmesi için şirket ana sözleşmesinde yönetim kurulunun yetkilerini devredebilmesine imkân veren bir hüküm bulunması gerekmektedir. Bu hükmün ana sözleşmede bulunmadığı veya bulunsa dahi iç yönerge ile yetki devri yapılmadığı durumlarda yönetim yetkisinin tüm yönetim kurulu üyelerine ait olduğu kabul edilmektedir. İç yönerge ile yönetim yetkisi devredildiğinde şirket iç yapılanması yani şirketin yönetimindeki görev paylaşımları, görev tanımları ve kimin kime bağlı olarak görev yaptığı belirlenmiş olur.


İç yönerge uygulamasının en önemli yansımalarından biri yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu noktasında ortaya çıkmaktadır. Bilindiği üzere Türk Ticaret Kanunu’nun 553. Maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri kanundan ve ana sözleşmeden doğan yükümlülüklerini "kusurlarıyla" ihlal ettikleri takdirde, şirket, pay sahipleri ve alacaklılara karşı verdikleri zarardan sorumlu olacaklardır. Fakat söz konusu görev veya yetkiyi kanuna ve ana sözleşme hükmüne dayanarak, başkasına devrettikleri takdirde, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi durumu hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmayacaklardır.


Yönetim kurulunun ikinci tip yetkisi olan temsil yetkisinin devri ise Türk Ticaret Kanunu’nun 370. maddesinde düzenlenmiştir. Bu yetki, şirketin üçüncü kişiler nezdinde temsilini ilgilendiren bir konudur. Temsil yetkisinin devri de iç yönergede düzenlenebilmektedir. Hatta uygulamada şirketlerin düzenledikleri iç yönergelerin neredeyse tamamının temsil yetkisini düzenlediği ve belgenin bu niteliği itibariyle de imza sirkülerine yaklaştığı görülmektedir.


Uygulamada bir yönetim kurulu kararı ile iç yönerge oluşturularak imza yetkilerinin sınırları imza yetkililerinin isimleri zikredilmeden çizilmekte, sonrasında ikinci bir yönetim kurulu kararı ile her bir yetki bakımından imza yetkililerinin isimleri belirlenmektedir. Bu yönü ile de iç yönergenin ve belirlenen imza yetkililerinin tescil ve ilanı zorunlu olmaktadır. İç yönerge ile belirlenen ve kendilerine temsil yetkisi devredilen imza yetkililiklerinin şirkete ve üçüncü kişilere verecekleri her tür zarardan dolayı yönetim kurulu müteselsilen sorumlu olacaktır. Dolayısıyla yönetim yetkisinin devrinin aksine, sadece temsil yetkisinin devri söz konusu olduğunda yönetim kurulunun sorumluluğu da devretmesi veya sorumluluktan kurtulması mümkün olmamaktadır.

Comments


bottom of page